sebze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sebze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2015 Çarşamba

gölevez...

merhaba,
insan Anamur'lu olur da gölevez pişirmez mi... daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim... hatta tarifini vermiştim... bu sefer detaylı resim çektim... çektim çekmesine de; keşke bu sefer de kabuklu resmini çekmeyi unutmasaymışım.

önceki tarifimi paylaşmadan olmaz GÖLEVEZ

gölevez'i sevmek için, ya çocukluğunuzda annenizin elinden yemeğini yemiş olmalısınız, ya da yeni tatlara açık bir damak tadınız olmalı... tadı güzel aslında... ben çocukluğundan bu yana tadanlardan olduğum için sevenlerden ve özleyenlerdenim...

özellikle sulu patates gibi etli ve sulu pişirmeyi severim...



soyduktan sonra yıkanmaması gerekir, sadece kağıt havlu ile silebilirsiniz...


sonrasında bıçakla kırarak veya patates gibi değişik büyüklüklerde doğrayarak, biraz yağda kızartarak pişirdim



yarım kaşık biber salçasını 2 su bardağı suda ezip üzerine döktüm ve yumuşayana dek pişirdim.
suda pişirilirken (bamya gibi) salyalanmaması için limon sıkılmalıdır.
(Eğer etli yapmak istiyorsanız gölevezleri tencereye koymadan önce etinizi kavurmanız yeterli....)



Asya'nın güneydoğusundan, Afrika'ya ve Pasifik adalarına kadar üretimi yayılmıştır. 400-500 milyon insan için temel gıda kaynağıdır. Türkiye'de Anamur ve çevresinde yetişir. Bu bölgeye Kıbrıs'tan geldiği düşünülüyor. Kıbrıs'a da Mısır'dan geldiği tahmin ediliyor... Gölevez'in Anamur'a geliş hikayesini ve tarihini de öğrenmek önemli... Belki de 1920'li yılların sonuna doğru Kıbrıs'tan Anamur'a göçen dedem gibi insanlar, gölevezi yanlarında getirdiler... Bu bölgede bilinip yetiştirilmesinin nedeni bu olabilir...

Gölevez hakkında, nette yaptığım araştırma ve okumalar esnasında bazı ilginç bilgilere rastladım. 43 ülkede yaygın olarak üretilen gölevez için, özel kabuk soyma kurutma, öğütme, dilimleme, parçalama, presleme ve yıkama makineleri varmış.

ülkemizde ev ve tarla kenarında ekstra bir ürün gibi yetiştirilirken...
hatta yazlıkçıların geçerken sadece süs bitkisini sandığı gölevez...


hakkında dünyadan resimleri görünce şaşırmadan edemedim...




diğer ilginç bilgiler de şu şekilde
* un, cips, şehriye ve dondurulmuş gıda olarak değerlendiriliyormuş
*fırınlanıp, haşlanıp, mantı ve börek yapılıp hindistan cevizi ile tüketiliyormuş
* kurutulup öğütülmüş ince tozu; ekmek, pasta, mama ve makarna yapımında kullanılıyormuş
* yaprak saplarından vietnam çorbası yapılıyormuş, ki biz yaprakları zayi ediyoruz demek ki...


gelelim en güzel bilgiye, sağlığımıza olan katkısına:
halk arasında "kıbrıs patatesi" olarak bilinen gölevez:
* kanser, karaciğer ve şeker hastalıklarına iyi geldiği tespit edilmiş
* özellikle bağırsak kanserine etkili olduğu biliniyor
* yapılan araştırmalara göre gölevezin kanserojen maddeleri emme miktarı, patates ve lahananın emme miktarından oldukça yüksekmiş

14 Ocak 2014 Salı

kabaklı islim kebap



merhabalar,
hayatımızda yer etmiş ikililer vardır....peynirle ekmek, köfteyle patates,.....nedense ben markete gidince mutlaka patlıcanla kabak alıyorum....:)))...her seferinde değişik ne yapabilirimin peşine düşünüyorum...çorbadan tatlıya herşey de kullanıyorum....takip edenler şahit,,,yeşil kabaktan tatlı bile yapıp şaşırtmıştım herkesi....inanın süper oluyor ....tarifi bu sayfada...yeşil kabak tatlısı....

bu haftada dolapta 1 patlıcan 2 kabak görünce, islim kebap için patlıcan az, kızartmak için kabak çok....:)))...orta yolu bulup, kabakları da ince uzun şeritler halinde kesip, az yağla teflon tavada çevirdim....içlerinede köftelerini koydum....oh miss gibi islim kebap oldu....tavsiye ederim...

bakmayın çok fazla yağlı durduğuna, aslında kabağın kendi karamelize ve sulu halinden dolayı bu görüntü...


mevsimi olsa üstüne güzelcede domates konacaktı ama, yaza artık...


daha önceki kabak tariflerim:
kabak borani
yeşil sultan
rodos kabağı
yeşil kabaklı muhallebi
kabak müceveri


23 Aralık 2013 Pazartesi

patates kavurması

merhaba,
ankara'nın pek tatsız tuzsuz havalarını yaşıyoruz bugünlerde, sisli , puslu, kirli....biraz kar yağsın diye dua edeceğim aklıma gelmezdi...en çok da bu havalarda özlüyorum canımmm akdenizi...

geçtiğimiz haftanın yarısından çoğunu hasta ve evde geçirdim..annem gelmek istedi ama kendim atlatabilirim diye yorulsun istemedim....kendi gelemedi ama ne kadar gönderebileceği şey varsa doldurmuş yine kolilerle gönderdi bana....en azından akdeniz kokusu, vitamini  almış oldum biraz....

 hani ressamlar resimlerine isim koyar ya....bende çektiğim resmimi isimlendirdim ...

masamdaki AKDENİZ

hastayken pek seçiciyim.....çorba ve patates benim kurtarıcım...özellikle mercimek çorbası ve patates salatası...aslında herkesin kendine göre bir patates salatası tarifi vardır...kimi yumurtalı, kimi zeytinli, salatalı, kimi de sadece yeşilliklerle yapar....bende bol yeşillik ve limonlu yapmayı düşünüyordum, sonra kavurmasını yapmaya karar verdim....iyi ki de kavurmasını yapmışım, yoksa 4 yıldır blog yazan biri olarak sitemde patates kavurması gibi bir tarif nasıl olmaz değil mi ama....

bundan önce yaptığım patates oturtma tarifimde "patatesin faydaları"nı bahsetmiştim...
hafıza tazelemek isterseniz bir tık ötede....TIK TIK


malzeme:
* 3 orta boy patates
* 1 çay bardağı zeytinyağı
* 1 büyük boy soğan
* 1 kaşık biber salçası
* 1 tatlı kaşığı karabiber
* 1 tatlı kaşığı kimyon
* 1 tatlı kaşığı tuz
* bir tutam maydanoz


yapılışı:
* patatesleri haşlayıp, soyduktan sonra küp küp doğranır
* soğanlar ince şeritler halinde doğrayıp, ısınan zeytinyağında penbeleşene dek pişirilir
* 1 kaşık biber salçamız da soğanlarla birlikte 2-3 dk daha kavrulur
* küp küp doğranan patatesler ve tuz ilave edilip 3-4 dk birlikte kavrulur
* en son baharatları ve maydanozu atılıp ocağın altı kapatılır


daha önceki patatesli tariflerim,
liste epey uzunmuş...:))) ben bile şaşırdım....
şaka bir yana, koskoca alman ekonimisi 2.dünya savaşından sonra patates sayesinde kurtulmayı başarmış
başarmışta bir tek elle tutulur  tarifleri püreleri var,
bence bizim anadolu kadınımızın kısıtlı malzemelerle ne tarifler yapabileceğinin göstergesi bu liste...
bütün bu çeşitlilik için çok şanslıyız.....






4 Aralık 2013 Çarşamba

zeytinyağlı kereviz,

zeytinyağlı yiyemem aman 
basmada fistan giyemem amann
.....
bu zeytinyağlı da yenmez mi amannnn....:))



merhabalar,

sabah sabah nerden geldi bu enerji demeyin, sağlıklı beslenmek adına ilk ne gelir, zeytinyağlı sebze yemekleri,
beni takip edenler tam etçil bir aileden geldiğimi bilir.....oğlum da etçil....evde pişen zeytinyağlılar gerçekten de hak ettiği itibarı  pek görmüyor...o nedenle biraz coşkuyla sunayım ki yensin dedim...

gelelim kerevize, ben genelde kerevizin yoğurtlu salatasını severim, daha önceleri tarifini ve kerevizin faydalarını paylaşmıştım ...bir tık ötede.....kereviz salatası....

link verirken ben de yeniden okudum ve unuttuğum bazı bilgiler tazelendi...

kerevizin özellikle salatasını çok severim, bizim hayatımıza geç girdiği için de çeşitlerini sonradan öğrendim...sanırım egeli değilseniz büyürken kerevizi hatırlarım diyen kişi sayısı azdır...büyük marketler ve manavların çoğalması ile daha yaygın hale geldi, hepimizin mutfağına girdi,

2 çeşit kereviz vardır
sap kerevizi, yaprak sapları daha yeşil ve uzun, yumru bağlamayan
kök kerevizi, yaprak sapları kısa, kökü yumrulu olur

geçen sene Kıbrıs'a gittiğimde, kuzenlerim salataya sap kereviz doğruyorlardı....tadı ve kokusu salataya güzel bir aroma veriyor, ben " sap kerevizi" ilk defa orada yedim....yeni yeni türkiye'de marketler satılmaya başlandı...Kuzenlerimde "kök kereviz"i yememişlerdi....manavdan aldığımız kök kerevizin yoğurtlu salatasını yaptım ve çok beğendiler....

sanırım bu kadar muhabbet yeter tarife geçsem iyi olur, 

malzeme:
resimde görülen tabaktan 4 adet için
* 1 su bardağına yakın zeytinyağı
* 1 orta boy kereviz
* 2 orta boy soğan
* 1 küçük garnitür konservesi (evde havuç, patates, bezelyeniz varsa haşlayarak kendinizde yapabilirsiniz)
* 2 yemek kaşığı tuz
* 1 tatlı kaşığı tuz
* 1 çay bardağı portakal suyu
* limon 
* dereotu 

yapılışı:
* soyup , küp küp doğradığımız kerevizler limonlu suda beklerken
* 2 adet soğanı zeytinyağında pembeleşene dek 15 dk kavuruyoruz
* kerevizler ,1 su bardağı su, şeker ve tuz  ile pişen soğanların üzerine eklenir,
* kerevizler yumuşayınca, garnitür ve portakal suyu eklenip biraz daha pişirilir
* dinlendirilip soğutulur
* limon ve dereotu ile servis yapabilirsiniz



tariften sonra bugünde yeni birşeyler öğrenmek istiyorum...
sizlerle daha önce paylaşmadığım ve bu yemekte paylaştığım bir şey olsun istedim

daha önce faydalarını paylaştıklarım:

zeytinyağının faydalarını okuyunca; neden üste çıktığını anladım....:)))

zeytinyağı...


Bir zeytin ağacı çok uzun ömürlü olup 200 ila 2000 yıl kadar yaşayabilir.Bu gün birçok Akdeniz ülkesinde 2000 yıllık zeytin ağacı vardır. Bu nedenle zeytin ağacının adı mitoloji ve botanikte "ölümsüz ağaç" tır. Zeytin dalı öteden beri "barışın simgesi" olarak algılanmıştır. Zeytin; Kutsal kitaplarda ismi geçen çok özel gıdalardandır.

Son zamanlarda kanser ile mücadelede önemli rol oynadığı belirtilen köpekbalığından çıkartılan sgualene adlı madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunur. Günde 100 cl. Zeytinyağı tüketimiyle bir köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar sgualene alınır.

Zeytinyağı kanser lezyonlarını önlemede çok önemli rol oynar.

Zeytinyağı hücreleri korur. Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine adlı madde sayesinde hücreler yenilenir.

Zeytinyağın en sağlıklısı Sızma olanıdır.

Zeytinyağı doğal bir ilaç gibidir.

Yiyeceğin yanı sıra merhem olarak da kullanılan zeytinyağı; tahrişin neden olduğu acı ile yanmayı giderici ve yumuşatıcı özellikleri olan bir losyondur da.

Zeytinyağı, derinin foliküllerine penetre olabildiği için, gerek internal gerekse eksternal dokuların yara veya ve enfeksiyonlarına karşı da faydalıdır.

Sindirim sistemini etkiler; ister soğuk olsun, ister sıcak olsun zeytinyağı mideyi çepeçevre koruyucu bir tabakayla sararak mide asidini azaltır.

Gastrit ve ülsere karşı korumada etkin yardım sağlar. Hazmı en kolay olan zeytinyağı besinlerin bağırsaklar tarafından çok daha iyi emilmesini sağlayarak bağırsakların çalışmasını düzenler.

Isıtılmış olsun ya da olmasın, zeytinyağı gastrit asiditeyi azaltabilmektedir.

Tahriş giderici etkileri azaltarak ülsere karşı koruma sağlar. Bağırsaklardan yiyecek geçişini kolaylaştırmak suretiyle konstipasyona engel olur.

Zeytinyağı safra kesesinin kon traksiyonlarını (kasılma) ve safra salgılanmasını uyararak safra taşı oluşum riskini azaltır, hazmı kolaylaştırır. Dalakta taş oluşumunu önler.

Sarılığa ve karaciğer sancılarına iyi gelir. Oruç tutanlar, sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içerse safra kesesi ve bağırsakları rahatlatacaktır.

Sabah kahvaltıdan önce alınan 1 veya 2 çorba kaşığı zeytinyağı, basit kronik kabızlığa iyi gelir. Basur şikâyetlerini giderir çiğ olarak içilebilir.

Anne sütünde de bulunan E vitamini ve oleik asit içeriği ile zeytinyağı, normal kemik gelişimine katkıda bulunur.

İçinde bol miktarda bulunan A-D ve E vitaminleri ile Anne karnında ve doğumdan sonra bebeğin beyninin olduğu kadar, genel olarak sinir sisteminin gelişimini de desteklediğinden, gebe ve emziren annelerde özellikle önerilen tek yağdır.

Akdeniz diyetinde önerilen tek yağ çeşidi" ZEYTİNYAĞI" dır.

Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.

Yüksek tansiyonu düşürür; yaprakları ve dallarından çay yapılır içilirse insan sağlığına diğer katkılarının yanında kan şekeri seviyesinin düşmesine yardım eder.

Çok eskiden beri halk arasında ağrı, romatizma, burkulma ve adale incinmelerinde; zeytinyağı sürülerek tedavi oluna gelinmiştir.

Kötü kolesterol LDL`yi azaltırken, iyi kolesterol HDL`yi artırır.

Kalbimizin dostu zeytinyağı, hayvansal yağların tersine kandaki kolesterol miktarını ve dolayısıyla kalp krizi riskini azaltır. Kan plateletlerinin toplanmasına engel olarak kan pıhtılaşması riskini de yok eder.

Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği "Akdeniz "ülkeleridir.

İçerdiği linoleik asit yüzdesi nedeniyle anne sütüne benzeyen zeytinyağı, inek sütüne katıldığında anne sütüne yakın değer elde edildiği bilinmektedir.

Yaşamın temel koşulu, vücut hücrelerinin sürekli olarak kendilerini yenileyebilmeleridir. Çocukluk ve gençlik dönemlerin de çok hızlı olan hücre yenilenmesi, yaş ilerledikçe azalır ve yavaşlar.

Beslenme ile yaşlanma arasında güçlü bir ilişki vardır. Besinler vücudumuzda enerjiye çevrilirken oksidan denilen bazı maddeler açığa çıkar.

Hücre gelişimini olumsuz yönde etkileyen oksidanlar, yaşlanma sürecini de hızlandırır. Antioksidan adı verilen bazı maddeler ise, oksidanların olumsuz etkisini ortadan kaldırır. Başta E vitamini olmak üzere çok sayıda antioksidan madde içeren "zeytinyağı" hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir.

Zeytin üretiminin yoğun olduğu Akdeniz ülkelerinde çok eskiden beri sütü kesilen anneler, yağsız inek sütüne biraz zeytinyağı katarak bebeklerine verip bu eksiliğini gidermeye çalıştığı söylenir.

İçerdiği zengin E, A, D ve K vitaminleri ile her yaştaki çocuğun gerekli ihtiyacına yanıt verir.

İçinde bulunan bakır, manganez gibi minerallerde kemik gelişiminde çok olumlu etkiler sağlıyor.Bu vitaminler kemiklerin doğal gelişimine ve mineralleşmeye yardımcı olup, güçlenmesini hızlandırır. Her yaştaki insan için yararlıdır.

Zeytinyağı sağlık ve güzellik iksiridir. Cilde ve saçlara çok faydalıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır.

Beslenme uzmanları, son yıllarda diyabet rahatsızlıklarının arttığını belirterek diyette önerilen tek yağın bitkisel yağlar olduğunu, bunların içindede tek önerilen yağın "zeytinyağı" olduğunu belirtirler.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan bir başka sorun da, kireçlenmedir. Aralarında kalsiyumun da bulunduğu bazı mineraller, kireçlenmeyi önler. Zeytinyağı, bu minerallerin vücuttaki etkisini artırarak kireçlenmeye karşı önemli bir rol oynar.

Antioksidan maddeler içermesi nedeni ile diğer yağlara göre yüksek sıcaklıklarda bile daha dayanıklıdır ve bu özelliğine bağlı olarak kızartmalarda kullanılabilecek en sağlıklı yağdır.

Zeytinyağı, ekmek, pasta, kek, bisküvi vb gibi fırında pişen mamullere lezzet verir, bu tip gıdaların kurumasını önler.

Zeytin ağacının dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağıda yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden birisidir, doğal bir ilaçtır.

Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.

Zeytin ve zeytinyağı, içlerinde bulunan linoleik asitten (omega-6 yağ asidi) ötürü yeni doğmuş bebekler ve gelişim çağındaki çocuklar için son derece faydalı besinlerdir. Linoleik asidin eksikliği, gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

bütün bu bilgiler AYVALIK VAKIF ZEYTİNLERİ sayfasından alıntıdır

4 Kasım 2013 Pazartesi

patlıcan kebabı


 merhaba,

yazdan kışa girerken , sevdiğim yaz meyve ve sebzelerine veda turları düzenliyorum....karpuzla vedalaştık, şimdi ısrarla çekirdeksiz üzüm alıyorum. bana yazı hatırlattığı için pazarda bitene dek almaya devam...:)))...

patlıcanla vedalaşmak için patlıcan kebabı yaptım. daha önce nasıl oldu da tarifini paylaşmamışım şaşırdım....bu sefer bilmeyenler için adım adım resimledim ki , yapmak için heveslendireyim.

PATLICAN'ın  faydalarını daha önce verdiğim tarifte paylaşmıştım, bir TIK ötede...ben patlıcanı geç, ama pir sevenlerdenim...:)))

bu sade ama leziz tepside bulunan diğer sebzelerin faydalarını da paylaşayım istedim.

SOĞAN:
bedenin savunma sistemini güçlendirir. soğuk algınlığı, öksürük, bronşit ve gastrit gibi enfeksiyon hastalıklarına iyi gelen ve geleneksel olarak bu nedenle tüketilen besindir.
Soğan, yağlı yemeklerin yenmesinden sonra bedende kolesterol yükselmesi ve kanın pıhtılaşması olaylarını önler: Çok fazla yağlı yemek yiyen kişilerde meydana gelen bu gibi sakıncalı durumlar, yemeklerde bol soğan bulunması halinde ortadan kalkar.
Soğan bedende bulunan kötü kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürür, ama iyi kolesterol düzeyini artırır.
Bol bol soğan yemenin, bedenin kansere yakalanması rizikosunu azalttığı savunulmaktadır.
Son zamanlarda yapılan bazı bilimsel araştırmalara göre, soğanın kalbi güçlendirdiği ve koroner damarları genişlettiği ileri sürülmektedir.
Soğan idrar söktürücüdür: Bu etkisiyle bedendeki toksinlerin atılmasına ve kanın temizlenmesine yardımcı olur.
Soğan iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca müshil etkisi de vardır.
Ayrıca, patatesten farklı olarak soğan serin ve kuru yerde saklanmalıdır. Patates ve soğan yanyana saklanırsa, soğan patatesin nemini aldığı için ayrı saklanması önerilir

DOMATES:

bir orta boy domates günlük C vitamini ihtiyacının neredeyse tamamını karşılar, C vitamini bağışıklığı güçlendirir ve hastalıklardan vücudu korur
damar sertliğini önler,
kanı temizler, vücuttaki üre miktarını azaltır ve içeriğindeki antioksidan ögelerle yaşlanmayı geciktirir
yine içeriğindeki antioksidan maddeler kanser oluşumu, felç riski ve kataraktı önlemeye yardımcı olur.
midesi zayıf ve böbrek ve mesanelerinde iltihap ve taş olanlar mutlaka domates suyu içmeliler  
potasyumdan zengin olması sebebiyle yüksek tansiyonun düşürülmesinde etkili bir sebzedir.
mide ve bağırsak sağlığını korur ve düzenli dışkılamaya yardımcı olarak kabızlığı giderir.
domateste bulunan likopen adlı bir fitokimyasal madde kolesterolü düşürür ve kalp sağlığını korur,
erkeklerde sperm kalitesini ve hareketliliğini arttırarak kısırlığı önlediği bilinmektedir.
likopenin rahim, prostat, serviks, akciğer, göğüs ve mide kanserlerine yönelik koruyucu etkiye sahip olduğu araştırmalarla kanıtlanmıştır.

safra ve böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
hazmı kolay olan domates özellikle nişastalı yiyeceklerin hazmını kolaylaştırır.
romatizmaya faydalıdır.
arı sokmalarına ve yanık tedavilerine destek olur.
isilik ve mayasıla iyi gelir.

SARMISAK: 
Sarmısak, bedenin bağışıklık sistemini uyarır, yani antibiyotiklere benzer etkiler yaparak bedendeki enfeksiyonlara karşı savaşır: Bu bağlamda nezle, soğuk algınlığı, uçuk; mide, bağırsak ve mantar iltihapları, arpacık gibi bakteri, virüs ve mantarların oluşturduğu enfeksiyonlar sayılabilir.
•Kandaki kolesterol düzeyini düşürür: Yapılan araştırmalar, günde iki diş sarımsak yiyen kişilerin kolesterol düzeyinde, kısa dönemde %10'luk düşüşlerin gerçekleştiğini ortaya koymuştur.
•Sarmısak, kanı sulandırır ve kan dolaşımını hızlandırır: Bu sayede sarmısak, kalp krizi ya da felç geçirmeye neden olabilecek damar tıkanıklıklarını önler.
•Yüksek tansiyonu düşürür: Araştırmalar, makul düzeyde sarmısak alımının bile bu etkiyi sağladığını göstermektedir.
•Sarmısak, kan sekerinin düzeyini düşürür: Bu sayede bazı şeker hastalarına sarmısak yemenin iyi geldiği yapılan bilimsel araştırmalarla saptanmıştır.
•Bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır. Yapılan araştırmalarda sarmısak tüketen kişilerde, özellikle mide kanserine yakalanma tehlikesinin azaldığı belirlenmiştir.
•Sarmısak kronik bronşiti önler, etkisini azaltır.
•Balgam, idrar, safra ve gaz söktürücüdür.
•İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.
•Sarmısağın, afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğu, Doğu ve Batı kültürlerinde savunulmaktadır.




yaklaşık 1 kg yağlı kıymayı, tuz, tatlı toz biber, karabiber ile köfte yoğurur gibi yoğurdum,
5 patlıcan, 3 soğan ve 3-4 tane yerli domatesle, aralarında köfteler olacak şekilde küçük bir tepsi dizdim
siz tepsinizin büyüklüğüne göre sayıyı ve miktarı arttırabilirsiniz




üzerini alümünyum folyo ile kaplayıp, fırında yaklaşık 2 saat pişirilir


pişirtmek için yakınınızda pide fırını varsa gönderebilirsiniz, kişi başına lavaşınızı da söyleyip, yanına ayranınızız da yaptınız mı akşam yemeği hazırdır.

25 Temmuz 2013 Perşembe

bamya




merhaba,

binbir güzellikte iftar sofralarının kurulduğu bu günlerde, eminim leziz sebzelerde pişiyor.....günler uzun ama bir o kadar bereketli ve güzel ürünler varki...bamya bu yaz günlerinin sevdiğim sebzelerin başında geliyor....mevsiminde bol domates sosu ile pişirilmiş bamya, yanında bulgur pilavı cacık tamamdır...

bamya küçüklüğümden bu yana severim, annem çok lezzetli ve nohutlu, ekşili yapardı....tek kusuru anamur sulak ve güneşli bir akdeniz kasabası olduğu için, sabah minicik olan bamyalar aksama en az 2 cm e yaklasır...o nedenle annem eğer kendimiz ektikse sabah erkenden toplar, komşulardan alacaksa yine sabah toplamasını rica ederdi...bamyayı pişirenler bilir, maraş ve daha iç bölgelerde bamya minicik çiçek gibi olur...kurutulur ve kış günlerinde yazı hatırlatan güzel bir sebze olarak sofraları süsler...

bamyanın faydalarını da paylaşmak istiyorum...son günlerde şekere iyi geldiği ile ilgili haberler var...

* çözünür ve çözünmez lifler içerir. çözünebilir lif  metabolik toksinleri yok eder. bu şekilde kalp hastalığı riskini azaltır ve sindirim sistemi ile vücuttan dışarı zararlı toksinlerin atılmasını sağlar.

* ülseri önlemede önemli bir etkisi olan bamya, sindirim sistemindeki asidi nötralize eder.

* retinayı korur ve kataraktını önlemede büyük destek olur.

* stres ve depresyonu azaltırken, sinir sistemini korumaya da yardımcı olur.

* içerisinde bulunan C vitamini, güçlü bir bağışıklık sistemi oluşturmak için önemlidir.

* K vitamini güçlü kemikler inşa etmek ve kemik yapısını korumak için gereklidir.

* kan pıhtılaşma proteinlerinin üretimi için önemli bir etkendir.

* demir, kalsiyum, manganez ve magnezyum gibi mineraller ihtiva eder.

* kilo vermek isteyenler bamyayı tercih edebilir. Bamya, içeriğindeki yüksek lif oranı sayesinde tokluk hissi yaratır.





malzemeler:
* yarım kilo bamya
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 200 gr kuşbaşı et
* 5-6 tane olgun iri domates
* 1 baş kuru soğan
* 1-2 yeşil köy biberi
* 1 tatlı kaşığı biber salçası
* 1 su bardağı haşlanmış nohut
* tuz,
* yarım limon
* 2 çay bardağı su


yapılışı:
* bamyalar tepesi resimde olacak şekilde ayıklanıp, doğranır, bunun amacı bamyayı sevmeyenlerin nedeni olan salyalanmayı önlemektir.
* sıvı yağda ince doğranmış soğan pembeleşene dek kavrulur
* kuşbaşı veya tercihe göre kıyma soğanlara eklenip, karıştırılarak etinde pişmesi sağlanır
* biber salçası 1-2 dk kokusu çıkana dek kavrulup, küp küp doğranmış domatesler hazırladığımız sosumuza ilave edilir
* yaklaşık 5-10 dk domateslerde bir güzel sos olana dek pişirilir ve üzerine ayıklayıklanan bamyalar eklenir
* bu noktada bamyaların hafif sararması ve çok dağılmaması için çok fazla kaşıkla karıştırma işlemi yapmamanızı ve ocağın altını kısmanızı tavsiye edebilirim
* hafif ateşte yaklaşık 15-20 dk sonra bamyaları yavaşça bir tur karıştırıp iyice pişmeye bırakalım
* tam bu noktada önceden haşladığım nohutları, suyu, tuzunu ve limonu ilave edip bamyamız pişene dek (yaklaşık 20 dk daha ) pişmeye devam ediniz.


24 Mart 2013 Pazar

kıymalı karnabahar yemeği





merhabalar,

güzel gezim kıbrısı anlatmaya devam edeceğim...gezi bitti ve mutfakla başbaşayım....:))...karnabahar yemeği bizim evde oğlum tarafından pek hak ettiği takdiri görmez...o neden pek az pişer....sağlık ve diyet düşünceleri ile pişirdiğim karnabaharı özlemişiz aslında....severek yedik...arada özlemek güzel oluyor...hep böyle değil midir?

karnabaharın faydalarını paylaşıp, pek çok evde yapılan klasik karnabahr tarifime geçeceğim...daha önce beşamel soslusunu yapmıştım...tarifi burada...

faydaları:

* besleyici bir sebze olan karnabahar vücuda güç verir.
* zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderir.
* sinirleri kuvvetlendirir.
* beynin çalışmasını destekler.
* cinsel gücü ve isteği arttırır.
* şeker hastalığında ve romatizmada faydalıdır
* kolesterolü düşürür.
* kalp hastalıklarında şikayetleri azaltır.
* bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayarak vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kabızlığı giderir ve idrar söktürür.
* dalak rahatsızlıklarına iyi gelir.

 Kökleri vahşi lahana türüne kadar gidiyor. Tarih içinde bir çok form değiştirmiş ve Akdeniz bölgesinde yeniden kendini göstermiş. M.S. 600 yılından itibaren Türkiye ve İtalya için önemli sebze kaynaklarından biri olmuş. 16. yüzyılın ortalarında Fransa’da popülerleşmiş ve Kuzey Avrupa ve İngiltere taraflarına yayılmış. Günümüzde ABD, Fransa, İtalya, Hindistan ve Çin, başlıca karnabahar üreticileri olarak biliniyor.

İçindeki bazı maddeler, tencerelerdeki demir ile etkileşime girerek, karnabaharın renginin kahverengileşmesine sebep olabilir. Bunu engellemek için, pişme suyuna biraz limon suyu eklemek gerekiyor. 

 
malzeme:
* 1 orta boy karnabahar
* 1 kuru soğan
* 2 yemek kaşığı toz biber
* 250 gr kıyma
* yarım yemek kaşığı domates salçası
* yarım yemek kaşığı biber salçası
* tuz


yapılışı:
* biraz yağda, ince doğranmış soğanlar kavrulur
* soğanlar penbeleşince, kıyma atılıp kıyma da kavrulur
* salça, toz biber ve tuz ilave edilip , birazda (1-2 dk) salça ile kavrulur
* 2 bardak su ilave edilir
* başka bir tencerede küçük çiçeklerine ayrılmış karnabahar çiçeklerinin üzerine kıymalı harcı döküp, kısık ateşte yumuşayan dek yaklaşık yarım saat pişirilir

16 Ağustos 2012 Perşembe

kuzu kaski ve patlıcan kızartma

merhabalar,

tarifini öğleden sonra yazacağım dedim üzerinden iki gün geçti....bayram telaşı...sanırım hepimizde aynı heyecan....

herkesin bayramını buradan kutlar, ŞEKER tadında nice bayramlar yaşamamızı dilerim...

aşağıda gördüğünüz yemeğim kuzu kaski.....kuzunun sırt bölgesinden çıkan, her kuzuda en fazla 1-2 kg arası olan bir parça....özellikle aldığımız etlerin pek çoğunun beslenmesi değiştiği için lezzeti de değişti...globalleşti...:))))...beslenmesi hazır , hareketsiz ortamlarda yetişip kesilen besileri düşününce ne demek istediğimi anlarsınız......onun için küçük baş tercih etmek gerekiyormuş...daha az o besinlere maruz kaldığı düşünülünce mantıklı geldi....

neyse bayram bayram canınızı sıkmayayım....keşke sadece "nerde o eski bayramlar " diyebilsek.....annelerimiz öyle derdi....
ama biz 
nerde o eski 
bayramlar
     etler

ekmekler
mısırlar
 arkadaşlar.....diyoruz....sanırım biz daha çok şey kaybediyoruz....:(((.....

 

malzeme:

* 1 kg kuzu kaski
* 2 kaşık sıvı yağ
* 2 domates
* 2-3 diş sarmısak
* defne yaprağı

yapılışı:
* sıvı yağımızı ısıtıp üzerine kızarmış karamelize bir tat oluşması için önce kuzu kaskilerimizi arkalı önlü kızartıp, sonra ateşi kısıp kendi suyu ile pişmeye bırakıyoruz....
* üzerine sarmısak, defne yaprağı  ve minik minik doğradığımız domatesleri ekleyip , kısık ateşte iyice pişmesini sağlarız...
* en son tuz ve karabiberi ilave edip 
* ben yanında patlıcan kızartması ile servis yaptım...

27 Temmuz 2012 Cuma

kabak mücveri



merhaba,
kabak mücveri en kabak sevmeyeni bile sevdiren bir tariftir...tek dezavantajı kızartılması......yılda bir defa kızartmaya kalkarım onda da çektiği yağı görünce bin pişman olurum....onun için artık kızartmıyorum....:)))))....eminim alternatif pişirme teknikleri arayan arkadaşların da sıklıkla kullandığı bir yöntem ....fırında mücver......yağlı kağıt serip üzerine de kaşar rendesi serpince harika bir garnitür veya güzel bir kahvaltılık karşınızda...

kabağın faydalarını daha önce paylaşmıştım.....

ama kabakla ilgili bilmediğim bir hadis-i şerif öğrendim paylaşmak isterim...

Hadis-i şerif : “Kabak dimağı güclendirir aklı artırır.”  Yine Hazret-i Âişe’den rivayet edildiğine göre, Peygamberimizin sevdiği bir yiyecek de kabak idi. “Çünkü o, zikrullah esnasında kalbe rikkat verir” buyururlardı. 



malzeme:
* 2 tane yeşil kabak
* 1 orta boy soğan
* 1 bardak beyaz peynir
* 2 yumurta
* dereotu
* tuz
* 1 tatlı kaşığı tatlı kırmızı toz biber
* yarım paket kabartma tozu
* 50 gr margarin

yapılışı:
* kabaklar yıkanır, soyulur ve rendelenir
* rendelenen kabaklarımız 7-8 dk kendi suyunu çekene kadar teflon tavada çevrilir, bir kenarda soğutulur
( bunu ne kadar pişirirsek veya kızartırsak kızartalım kabak biraz çiğ kaldığı için yaparım)
* derin bir kaba un ve kabartma tozu hariç bütün malzemelerimizi ve soğuyan kabağımızı ilave edip...karıştırıp, çok fazla kuru olmayacak şekilde un eklenir...
* yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisinde 180 derece de yaklaşık 30 dk pişirilir 


AFİYET OLSUN




22 Haziran 2012 Cuma

kabak graten

merhabalar, 

kabak tadı vermeden, leziz kabak tariflerinden birini paylaşacağım sizlerle.......kabağın faydalarını daha önce tarifimde paylaşmıştım....bir TIK ötede.....

kabak büyürken hiç sevmediğim bir sebzeydi...annemin de eli lezzetlidir aslında...benimkisi sırf naz niyaz anneme....şimdilerde severek yapıyorum ve tüketiyorum....

 
malzeme:
* adet kabak
* 1 paket 200 ml krema
* biraz tuz ve dilediğiniz baharat
* üzerine birazcıcık rende peynir

yapılışı:
* halka halka doğranan kabakların üzerine krema ve kaşar ilave edilip, 180 derece fırında yaklaşık 30 dk pişirilir








bakla ,

merhabalar,

bakla, nişanlını dolaba sakla 

diyerek aslında baklanın tarifini daha önce vermiştim.....bu sene baklanın sezon finalini gördüğünüz bakla ile yapmıştım....onun için özel...:))) tarifi de bir TIK ötede....faydaları ile birlikte....

23 Mayıs 2012 Çarşamba

yoğurtlu patates

merhaba,

yapımı kolay bir tarif var sırada....yoğurtlu patates...pek çok blog yazan arkadaşımın bildiğini biliyorum....ama yeni öğrenen ve denemek isteyenlere bir de dilimin döndüğünce ben anlatayım istedim....

annem yapardı....eğer diğer işlerinden yemek yapması için rahat zamanı kalmadıysa hemen patatesi haşlayıp, doğrar ve yoğurtlardı.....yanında da bir parça et tamamdı...bizim için enfes bir lezzetti...

patatesin faydalarını daha önce patates oturtma tarifimde vermiştim...yeniden okumak veya yeni okuyanlar için bir TIK ötede....

sevdiklerine makarna harici yapılacak pratik başka lezzet düşünenler için gelsin bu tarifm...:)))


malzeme:
* 2-3 tane orta boy veya 4-5 tane küçük patates
* 3-4 kaşık yoğurt
* tuz, nane
* 1 kaşık mayonez
* 2 kaşık becel
* 1 tatlı kaşığı toz biber

yapılışı:
* patatesler haşlanır, soyulur ve küp küp doğranır
* yoğurt, mayonezle çırpılıp doğranmış patateslerimizle karıştırılır
* üzerine erittiğimiz becel yağımıza biberimiz ilave edilip, yoğurtlu patatesimiz süslenir

24 Nisan 2012 Salı

güveç.....


merhaba,
günler hızlı hızlı geçerken, resimler geç aktarılıyor, yazılar geç yazılıyor....ama kalbim blogumda hala...:)))

henüz mersin'de çektiğim resimleri tam yükleyemedim ama bu arada evde güveç yapmıştım....baktım sitemde güveç tarifim eksik....hemen tamamlamalıyım dedim....buyrun güveçe:....


2 Nisan 2012 Pazartesi

ıspanak ograten

merhaba,

soğuk bir hafta başlangıcı....bu yaz bütün insanlarda herhalde bir enerji patlaması yaşanacak...herkes o kadar çok özledi ki güneşli günleri...geçen hafta 2 gün güneş gördük dikkat ettim etrafımdaki insanların yüzü daha çok gülüyordu....

sabah dinlediğim radyo programında hava durumu spikeri  havaların klasik bahar havası olacağını söyledi...bir gün açık bir gün kapalı....ama kışla insanların sabrı o kadar azaldı ki klasik görünen bahar bile sakın gri olmasın diye dua eder olduk...

hafta sonu temizlik işini biraz abartınca yemek için fazla vaktim kalmadı.....bizim üniversitede öğlen yemeklerini yediğimiz "sosyal bina" da ıspanak ve kabak ograten sıkça yapılır... biraz bifteğim vardı hemen yanına ıspanak ograten yapıp pratik ve leziz bir öğün hazırlamak istedim...

faydalarını biliyoruz, yersek temel reis oluruz , ama yeniden hatırlayalım:)))
* vücudun dayanıklılığını arttırır ve vücuda kuvvet verir
* yorgunluğu giderir
* zihni kuvvetlendirir, yaşlılığa bağlı öğrenme güçlüklerini giderir
* kansızlığa iyi gelmesinin yanında kanser, kalp ve damar hastalıkları ile soğuk algınlığı, ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarına karşı da faydalıdır
* yüksek tansiyona, felce ve özellikle yaşlanmaya bağlı görme bozukluklarına iyi gelir
* hamilelere ve doğacak çocuğa güç verir
* sinirleri yatıştırır ve sakinlik verir.
* sindirimi kolaylaştırır
* idrar söktürücüdür. hemoroite (basur) iyi gelir
* yara ve yanıkların iyileşmelerini hızlandırır.
* kemikleri ve dişleri güçlendirir
* diş çürümelerini önler
* kolesterolü düşürür
* şeker hastalarına yararlıdır.

malzeme:
* 2-3 demet ıspanak
* 2 kaşık tereyağ
* 2 kaşık un
* 2 bardak süt
* kaşar peyniri
* biraz tuz
yapılışı:
* ıspanak güzelce yıkanır , doğranır,
* ben haşlama, yada kavurma yapmadan direk çiğden borcama yerleştirdim ıspanaklarımı
* tereyağımla unumu kavurup, sütümü de yavaş yavaş ekleyip , sürekli karıştırarak beşamel sosumu hazırladım
* ıspanakların üzerine sosu döküp, dilim kaşarlarımı da yerleştirip, 180 derece fırında yaklaşık 30 dk pişirdim




20 Şubat 2012 Pazartesi

patates oturtma

merhaba,
yeni bir haftaya, ısınacağını düşündüğüm havaya merhaba....
beni takip edip okuyan bütün herkese merhaba..
umarım hepimiz için güzel ve sıcak bir hafta olur...

bazen ne pişirsek diye düşünürken en basit ve leziz tarifleri erteliyoruz...yine böyle ne yapsam diye düşünürken tariflerim arasında da patates oturtma olmadığını fark ettim....özellikle yemek yapmaya yeni başlayanlar için kolay bir tarif olduğunu düşünüyorum..

nerde okudum hatırlamıyorum ama AZ ÇOKTUR ASLINDA diye....cidden bazen az ve özlü şeyler o kadar çokturkiii...

Almanların dünya savaşından sonra ekonomilerini patates yiyerek düzelttiklerini okumuştum...aynı patates bizim de bir akşam öğünümüzü düzenledi...:))

ekonomiye yararını anlattım da insan sağlığı için faydalarından bahsetmemişim...ne ayıp...hemen araştırıp faydalarını paylaşıyorum sizinle...

* besleyici
* mideyi onarır
* susatmaz
* kansere karşı ilaçtır
* cinsel gücü arttırır
* kanı zehirlerden temizler
* patateste bulunan manganez cildi güzelleştirir
* kalp krizi geçirme riskini azaltır.
* yüksek tansiyonu ve damar tıkanıklığını önler
* damarlara esneklik sağladığından dolaşım yolu hastalıkları için faydalıdır.
* astım, romatizma ve alerji türü hastalıklara iyi gelir
* karaciğer şişliğini iyileştirir
* yorgunluğa karşı etkilidir.
* kabızlığı önler, hazımsızlığı giderir ve sindirime yardımcı olur. Bu nedenle gastrit, ülser ve kolit rahatsızlığı olanlara önerilir. Çiğ patates suyu ise mide ülseri için faydalıdır.
* ateşli hastalıklarda alına konulan çiğ patates dilimleri, ateşin düşmesine yardımcı olur ( hatırlarım annem biz küçükken yapardı....halka halka doğradığı patatesler tülbentle başa itina ile sarılırdı...)

* patatesin 2 cinsi varmış...etli kısmı yeşil olanlar Avrupa'da hayvan yemi olarak kullanılıyormuş. eti sarı veya bekleyince beyazsa makbul olanmış...alırken hafifçe tırnağınızla kazıyınca sarı görürseniz hemen alın...

* yapısında bulunan B ve K vitaminlerinin kaybolmaması için loş yerde saklanmalı

* toprak altında yetiştiği için kullanmadan önce çok iyi yıkanması gerekir

* güzel patates kızartmaları için; yağ yanma seviyesine gelmeden ( üstünde buharlar çıkmadan ) biraz kızartıp çıkartın ve yaklaşık 5 dk beklettikten sonra tekrar kızartın...ben denemedim ama yakın bir arkadaşım biraz kızartıp soğutup buzluğa koyardı....gerektiğinde çıkartıp kızartırdı...o zaman fast foodlarda yediğimiz gibi oluyormuş...

* gerek kızartmalarda gerekse yemeklerde daha çabuk pişmesi için uzunlamasına doğramak gerekirmiş...demek ki fast foodlar bunu biliyor...

* bütün dairenizi kızartma kokusu almaması için yağa bir dal maydanoz atmak iyi olurmuş...

* patates kızarttığınız yağınız yeni ve bir kere daha kullanmak istiyorsanız 1 havuç rendeleyip içine koymanız gerekiyormuş ki havuç yanmanın zararlı etkilerini ortadan kaldırsın...

* patateslerimiz haşlarken veya kızartırken kar beyaz olması için bir kaşık sirke eklenmeliymiş...

bilgileri bu sayfadan aldım ...ne kadar güzel bilgiler edindim ben de...:)))kesin uygulayacağım...



 malzeme:
* 3 orta boy patates
* 200 gr kıyma
* 3 yemek kaşığı sıvı yağ
* 1 orta boy soğan
* 1 kırmızı ya ada yeşil biber
* yarım yemek kaşığı domates salçası
* 1 tatlı kaşığı biber salçası
* 1 çay bardağı su
* tuz, karabiber
yapılışı:
* patatesleri soyup halka halka doğranıp, haşlanır.
* haşlanan patatesler bir tavaya alınıp, üzerine dökeceğimiz sos hazırlanmaya başlanır
* ince ince doğranan soğan ve biberler sıvı yağda pembeleşene dek kavrulur
* kıyma ilave edilip kıymamız da iyice pişirilir
* salçalarımızı ilave edip yaklaşık 3-4 dakika bütün malzemeler pişirmeye devam edildikten sonra 1 çay bardağı su ilave edilir
* karabiberini tuzunu kattığımız harcımızı haşlanan patateslerin üzerine döküp yaklaşık 15 dk kısık ateşte pişirilir.
* yanında pilav, cacık ve salata ile güzel bir öğün olur

AFİYET OLSUN