26 Aralık 2016 Pazartesi

anamurda hayat



















halep tava ve kremalı patates

















23 Ağustos 2016 Salı

merhaba,

Anamur'dan uzakta yirmi yıl geçirdiğim için, gelişen güzelleşen bu güzel sahil kasabasını yeniden keşfediyorum...büyürken tanıdığım simalar yine aynı...artıları eksileri ile ben Anamur'a, Anamur'da bana alışıyor..:)

tatilciler genellikle denizi için gelir ve pazarda buldukları taze ve güzel ürünleri görünce keyifleri daha da artarak döner Anamurdan...sadece deniz değil, tarım konusunda da tam bir cennet köşesi...Akdeniz'in kendine has pek çok ürününün en güzeline ulaşabilirsiniz..Toprağı, gönlü bol bir memleket...

yaz aylarınd abiz hanımlar kış için erzak hazırlamaya bayılırız...Anamur'da da durum aynı..Mayıs-Haziran ayı peynir almak için ideal bir ay..yeni kuzulayan keçilerin sütünden yapılan peynir için yerli halk güzel peynir için sıraya giriyor..bu yıl yaptığım en iyi işlerden biri bu peynirlerden aldım...Uluyat denen köyden kardeşimin aldığı peyniri beğenince bende alıp salamura yaptım...birazda Gülnar'ın güzel basma peynir diye tabir edilen peynirinden alıp kışlık için ilk hazırlığımı yaptım...

şu sıralarda kışlık domates ve kurutmalıklar için güzel zaman...Anamur bereketli fakat nem konusunda da bereketli olduğu için bu yörede kurutma işlemleri yapılamıyor...Kurutma işlemi daha çok yaylalarda veya komşu ilçe Gülnar gibi denizden yüksek serin yerlerde yapılıyor...

yaz tüm temposu ile devam ederken, almanyadan kuzenim geldi..oda Almanya'ya götürebileceği erzak hazırlıklarını yaptı...anne memleketim Maraş'a gidip oradanda tarhana ve patlıcan, biber kurutmalığı, salça gibi ihtiyaçlarını aldı..derken bir akşam iskelede kuru meyve satan biriyle tanışmış..bir el ilanı almış...yeri bize çok yakın...bozyazı da hemen yol üzerinde kurulmuş bir yer..güzel bir yöresel girişimci aile..

gittiğimizde aklımıza gelebilecek pek çok meyveyi nasılda güzel kuruttuklarını gördük....tatlarına baktık...organik olarak aldıkları her meyveyi kurutmak üzere bir tesis kurmuşlar..yaptıkları işi titizlikle yaptıkları belli..




meyvelerin dilimlendikten sonra 2 veya 5 saat süreyle kurutmaya bırakıldığı fırın



neler kurutmuşlar neler :
portakal
çilek
kiraz
nar
karpuz
elma
armut
erik
...........
...........
ve tabiki de muz



kuru meyveler o kadar lezizdi ki yemekten resimlerini çekmeyi unutmuşum...ilk fırsatta aldıklarımı resimleyip sizlerle paylaşacağım...yüzde yüz doğal kuru meyve istiyorsanız ailenin internet sitesi burası...http://www.meyvegurusu.com/

4 Nisan 2016 Pazartesi

jumbo karides,....yeni hayat merhaba






merhaba,
uzun bir ara, hızlı bir değişim yaşadım...anlatsa herkesin hayatı kitap olur ya...bende öyle düşünenlerdenim...hatta biraz yazmaya başladım..

değişimi tamamladığıma ve ikinci baharı yaşamaya başladığıma inanıyorum..ne de olsa kışın ardı bahar, yazdan sonra sonbahar gelir...belki hayatımıza baharlar hep bu sıralamada gelmedi...sırası önemli değil, hepimizin bol baharlı bir hayatı olması dileğiyle...




balık severim, karides, ahtapot ve kalamar balıkçıya gittiğimde en sevdiklerim...daha önce hiç karides ayıklamamıştım. helede bu kadar büyük jumbo...bozulmaması için eve soğuk buz zinciri ile getirdim.


karidesin büyüklüğü anlaşılsın diye, yemek tabağında bir tanesinin resmi...


1-başı geriye doğru çekilip, kırılır
2-kuyruk kısmını tuttuğunuzda karidesten kolaylıkla ayıklarsınız
3-aslında kolay , ama karides için en zahmetli kısmı ayaklar ve sırt kabuklarıydı bence...onlarda ayıklanır
4-jumbo karideslerde sırtındaki koyu renk görünen damar gibi kısım bıçak yardımı ile kesilir ve dışarı çıkarılır


ayıklanmış karides çok kısa bir süre (3-4 dk) haşlanır


tereyağı eritilir



eriyen tereyağına karidesler atılır

iki yüzünü çevirip, iyice kızaran karideslere sarmısak ve toz biber eklenir, bir iki tur döndürüldükten sonra toprak kaplarda fırına verilir

(ben dayanamayıp sarmısakları erken attım, yağa iyice tadı çıksın diye..buda yağın rengini değiştirdi.onun için tarifimde sarmısakları fırına koymadan bir adım önce atabilirsiniz diye yazdım....
ilk denemeden sonra , kendi tarifinizi tecrübe edersiniz)






11 Mart 2015 Çarşamba

gölevez...

merhaba,
insan Anamur'lu olur da gölevez pişirmez mi... daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim... hatta tarifini vermiştim... bu sefer detaylı resim çektim... çektim çekmesine de; keşke bu sefer de kabuklu resmini çekmeyi unutmasaymışım.

önceki tarifimi paylaşmadan olmaz GÖLEVEZ

gölevez'i sevmek için, ya çocukluğunuzda annenizin elinden yemeğini yemiş olmalısınız, ya da yeni tatlara açık bir damak tadınız olmalı... tadı güzel aslında... ben çocukluğundan bu yana tadanlardan olduğum için sevenlerden ve özleyenlerdenim...

özellikle sulu patates gibi etli ve sulu pişirmeyi severim...



soyduktan sonra yıkanmaması gerekir, sadece kağıt havlu ile silebilirsiniz...


sonrasında bıçakla kırarak veya patates gibi değişik büyüklüklerde doğrayarak, biraz yağda kızartarak pişirdim



yarım kaşık biber salçasını 2 su bardağı suda ezip üzerine döktüm ve yumuşayana dek pişirdim.
suda pişirilirken (bamya gibi) salyalanmaması için limon sıkılmalıdır.
(Eğer etli yapmak istiyorsanız gölevezleri tencereye koymadan önce etinizi kavurmanız yeterli....)



Asya'nın güneydoğusundan, Afrika'ya ve Pasifik adalarına kadar üretimi yayılmıştır. 400-500 milyon insan için temel gıda kaynağıdır. Türkiye'de Anamur ve çevresinde yetişir. Bu bölgeye Kıbrıs'tan geldiği düşünülüyor. Kıbrıs'a da Mısır'dan geldiği tahmin ediliyor... Gölevez'in Anamur'a geliş hikayesini ve tarihini de öğrenmek önemli... Belki de 1920'li yılların sonuna doğru Kıbrıs'tan Anamur'a göçen dedem gibi insanlar, gölevezi yanlarında getirdiler... Bu bölgede bilinip yetiştirilmesinin nedeni bu olabilir...

Gölevez hakkında, nette yaptığım araştırma ve okumalar esnasında bazı ilginç bilgilere rastladım. 43 ülkede yaygın olarak üretilen gölevez için, özel kabuk soyma kurutma, öğütme, dilimleme, parçalama, presleme ve yıkama makineleri varmış.

ülkemizde ev ve tarla kenarında ekstra bir ürün gibi yetiştirilirken...
hatta yazlıkçıların geçerken sadece süs bitkisini sandığı gölevez...


hakkında dünyadan resimleri görünce şaşırmadan edemedim...




diğer ilginç bilgiler de şu şekilde
* un, cips, şehriye ve dondurulmuş gıda olarak değerlendiriliyormuş
*fırınlanıp, haşlanıp, mantı ve börek yapılıp hindistan cevizi ile tüketiliyormuş
* kurutulup öğütülmüş ince tozu; ekmek, pasta, mama ve makarna yapımında kullanılıyormuş
* yaprak saplarından vietnam çorbası yapılıyormuş, ki biz yaprakları zayi ediyoruz demek ki...


gelelim en güzel bilgiye, sağlığımıza olan katkısına:
halk arasında "kıbrıs patatesi" olarak bilinen gölevez:
* kanser, karaciğer ve şeker hastalıklarına iyi geldiği tespit edilmiş
* özellikle bağırsak kanserine etkili olduğu biliniyor
* yapılan araştırmalara göre gölevezin kanserojen maddeleri emme miktarı, patates ve lahananın emme miktarından oldukça yüksekmiş

10 Mart 2015 Salı

avakado tatlısı





merhaba,

epey uzun bir aradan sonra, yeniden merhaba,

beklediğimize değecek güzel bir tarifle döndüm...hem çok basit, hemde bir o kadar şifa niyetine yenebilecek bir lezzet...avakado tatlısı...tatlılar hep özel ilgi alanım olmuştur...

mutfağımıza yeni yeni giren ve henüz çok ısınmadığımız bu sağlık kaynağını, mutfağımızın en sevilen lezzetleri ile buluşturup sevdirmek güzel bir fikir...bal ve ceviz...içindeki malzemeler düşünülünce sağlık kürü gibi...

mutfağımıza yeni giren ve en çok salata tariflerini bildiğimiz avakado ile lise çağlarında tanıştım...babam ziraat dairesinde çalıştığı için ilginç ağaç ve bitkilere meraklı bir adamdı....daha önce Anamur'da kimsenin bahçesinde olduğunu işitmediğimiz, belki de henüz kimsenin ekmediği ağaçları bahçemize ekerdi. bunlardan biri de avakado fidesiydi...avakado fidesini bahçemize ektiğinde 4-5 yıl içerisinde meyve vereceğini söylemişti...merakla meyvesini bekledik...bu arada yapraklarını kurutunca, çayının yapıldığını ve böbrek taşına iyi geldiğini öğrendik....öğrendiklerimiz sadece bundan ibaret değildi tabi....bu şekilde anamur'da ne kadar böbrek taşı düşüren var bunu da öğrendik...:)))...ünü yayılan ağacımızın yaprakları sürekli toplanıyordu....


babam her işinde olduğu gibi bunu amatörce yapmaktan keyif alıyordu...hiçbir zaman ticari bir kaynağa dönüştürmedi...keyfe keder bir adamdı...o yıllarda neden ticarete dönüştürmediğini düşünür kızardık...ama ona kızarken atladığımız bir şey vardı...pek çok değişik ağacın ve hayvanın yetişme tarzını öğrenmiş olduk...bu aslında paha biçilmez bir tecrübeymiş...hatıralara dönünce -yeni trend adıyla söylemek gerekirse flash back yapınca- değerini daha çok anladım...nasıl da güzel bir coğrafyada ve şanslı büyümüşüm...



evde yapımı oldukça kolay; avakado ortadan ikiye ayrılır, çekirdeği çıkarılır ve en son kaşık yardımı ile avakado kabuğundan alınır.


ezdiğimiz avakadolara, bal ilave edilir....bal miktarı sizin damak tadınıza kalmış,


ezilmiş ceviz eklenip, servis tabağına alınır, hepsi bu......

 

yemek sonrası mideyi yormayacak, bilakis rahatlatacak bu tatlıyı güzel bir sahil restoranı olan SAHİL Restoran'da tatmıştım ilk...evde yapımı oldukça kolay...Sahil Restoran'dan bahsetmeden geçemeyeceğim....Mersin'liler bilir sahil kenarında güzel bir aile restoranıdır...günlük taze balıkları, salataları ve tatlıları tartışmasız güzel...benim en sevdiğim yönlerinden biri de sizi sürekli aynı simalar karşılar, otoparkta şair ........, yemek servisin de Ali Bey.....bu güzel şahsiyetler sizi müşteri değil misafir gibi ağırlar.....aileleri ve günlük yaşantılarına, değişimlerine komşuluk edersiniz...Ali Bey'in güzel torununu büyütme telaşı gibi...etrafımızda çalışan, üreten dedelerin hep olmasını içtenlikle dileyip, internetten bulduğum avakadonun faydalarını paylaşmak isterim...


  • Zengin vitamin ve mineraller içeriği sebebiyle yetersiz beslenenler için önemlidir.
  • A, C ve E vitamini bakımından zengindir.
  • Lutein ve Glutathion gibi antioksidanlar içerir.
  • Kalp ve damar sağlığını korur. Kalp damarlarının daralması ve tıkanmasını önleyici özelliktedir.
  • Kandaki kötü kolesterolü düşürücü tekli doymamış yağlar içerir.
  • Diğer meyvelere nazaran daha fazla protein içerir.
  • Asparagin, aspartik asit, glutamin ve glutamik asit gibi serbest aminoasitlere diğer meyvelerden daha fazla oranda sahiptir.
  • Zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar.
  • Yangı giderici ve nemlendirici özelliğiyle avokado yağı egzema ve sedef sorunları için faydalıdır.
  • Üreme sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur.
  • Sahip olduğu doymamış yağ asitleriyle kolesterolün yükselmesini önleyici etkiye sahiptir.
  • Avokadonun yararları arasında zengin demir içeriğiyle kansızlığı önleyici etkisi de bulunur.
  • Sahip olduğu protein, vitaminler, mineraller sayesinde, küçük çocukların ve hamile kadınların sağlıklı beslenmesinde yararlıdır.
  • 100 gram avokado yaklaşık olarak 165 kaloriye sahiptir.
  • Avokadoda bulunan 14 mineral hücre yenilenmesini sağlamakta. Dolayısıyla yaşlanmaya neden olan zararlı toksinleri vücuttan atarak yaşlanmayı yavaşlatmakta ve cildi yıllara karşı korumaktadır.
  • Avokado %30 oranında barındırdığı doymamış yağ miktarı nedeniyle vücuttaki kolestrolün artmasını önler. Kalp ve damar hastalıklarında doğal bir şifa kaynağıdır. Ülser üzerinde iyileştirici etkiye sahiptir.
  • Avakadonun içinde A, B1, B2, B3, B6, C, E, K vitaminleri, fosfor, magnezyum, demir, potasyum, kalsiyum ve çinko gibi mineraller bulunmaktadır.
  • Aynı zamanda mutluluk hormonu olan seratoninden ötürü ruh sağlığımıza da en az beden sağlığımıza olduğu kadar faydalıdır. İçerdiği yüksek potasyum dinçlik verir ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rehaveti üzerinden atar.
  • Bağışıklık sistemimizi güçlendiren, kandaki alkalin dengesini koruyan ve kandaki kırmızı kan hücrelerini yapan avakado aynı zamanda bir demir kaynağıdır.


18 Eylül 2014 Perşembe

Köfteci Hasan,...tabiki Bolu'da




merhabalar,
uzun bir aradan sonra, aslında kendi yaptığım güzel bir tarifle yeniden başlamak istiyordum....
tatil, düğün ve gezmeler derken kocaman bir yaz bitti...okullar açıldı ve hepimiz kış rutinlerimize döndük...evde sizlerle daha önce paylaştığım yemek tariflerinden farklı bir şey henüz yapamadım.....ama farklı, besleyici ve lezzetli tarifi nerede buldum...tabi ki de Bolu'da ...

uzun zamandır kullandığımız emektar arabamızı dün İzmit'te yeni model bir araba ile değiştirdik...dönüşte akşam yemeğine Bolu'lu arkadaşlarımıza uğradık..Minik Aslı ve Selin Ablamızı sevdik...


Köfteci Hasan, Bolu'da köfte ve et üzerine kendini ispatlamış, temiz ve lezzetli bir mekan...sadece et değil, diğer ürünleri de güzeldi....özellikle yarma çorbasını çok beğendim... yolu düşen herkese uğramasını tavsiye edeceğim bir yer..


sırım,
sırım et olarak o kadar yumuşak ki, "ağızda lokum gibi dağılıyor" sözü tam bu tabak için geçerliydi....ismi , arkadaşımızın anlattığı kadarı ile çobanlardan geliyor. normalde çobanların kuzudan kendileri için ayırdığı bölümmüş. çabuk piştiği için , dövmeye, yada başka işleme  ihtiyaç duyulmayan en ince ve yumuşak kısmıymış..



köfteler de pek güzeldi, Mekanın ismi "Köfteci Hasan " ama sahibinin ismi Mustafa , eşi de Saniye Hanım...Bir hanım eli değdiği aydınlık ve temiz ortamda belli oluyordu...İş yerini evi gibi sahiplenen , benimseyen insanların sıcak ortamı vardı...



mis gibi Bolu kaymağı ile servis yapılan vişneli ekmek kadayıfı, benim gibi tatlıda hafif mayhoş tadı seviyorsanız, yanında demli bir çayla mis....


tabii minik Aslı ve ben...azıcık sıkı mı tutmuşum ne...







...