30 Ocak 2013 Çarşamba

halep tava, kilis tava, tepsi kebabı

merhabalar,

yemek konusunda fırınlar daima en yakındaki yardımcıdır...Anamur'da evlerde mutlaka herkes kendi damak tadına göre lahmacun veya fırın yemeğe hazırlayıp fırına gönderir...özellikle annem lahmacun konusunda hassastır……

Ankara’ya geldiğim sene babam Anamur'dan bana 2 kasa patlıcan getirmiş sağolsun….damak tadının peşinde ya bunları  mahalledeki fırına götürüp közletmek istedi…babamın gitmesi ile 15 dk sonra elinde patlıcanlar kapıda görünmesi bir oldu….hala gözümün önünde babam hala fırına küfrediyordu…:))….fırın közlemek istememiş…:))...

  
gelelim tarifimize

malzemeler:
      * 750 gr veya 1 kg orta yağlı kıyma
      * 4-5 diş sarmısak
      * yarım demet maydanoz ( tabi demetine göre değişir, miktarı dilediğinizce değiştirebilirsiniz)
      * 1 yemek kaşığı tatlı toz biber
      * 1 yemek kaşığı karabiber
* 1 tatlı kaşığından biraz fazla tuz
* 2-3 tane olgun domates
* 2 tane yeşil veya kırmızı biber ( yaptığım zaman biber olmadığı için ben koyamadım ama güzel olur)
* dilerseniz 2 tane soğanda üzerine dilimleyebilirsiniz


yapılışı:
* kıyma, ezilmiş sarmısak, ince kıyılmış maydanoz ve baharat, iyice yoğurulur
* ben miktar fazla olduğu için fırın tepsisinde hazırladım, siz borcamda yapabilirsiniz
* ıslak el yardımı ile tepsiye 1 cm kalınlığında yayılır
* üzerine domates ve biberle süslenir (dilerseniz kuru soğan da dilimleyebilirsiniz)
* önceden ısıtılmış, 180-200 derece fırında yaklaşık 30 dk pişirilir







* piştiğini, üst resimde gördüğünüz gibi etimizin kenarlardan 2-3 cm çekmesinden anlayabilirsiniz
* biberim olsa ve domateslerde mevsim domatesi olsa iyiydi..

28 Ocak 2013 Pazartesi

şirin sosisler


 merhaba,

aslında fotoğraf makinemi yenileme zamanı geldi...ama oğluma elektronik yeni çıkan ürünleri almaktan bana sıra gelir mi bilmiyorum....

sosis, salam tarzı ürünleri eve almamaya çalışıyorum....ama çok da uzak duramıyorum...özellikle çocuklar çok seviyor....oğlumun arkadaşları geldiğinde hazırlamıştım....gördüğünüz gibi biraz el oyalayıcı ama basit bir tarif...

bizim çocukluğumuzda başka başka şeyler vardı...oğlumun anılarında güzel bir yere sahip olmak için ....:)))..... yaptığım şirinlikler... İNŞALLAH torunlarıma da yapabilirim




* milföy hamurundan kurabiye kalıbı ile kesilen parçalar yağlı kağıda dizilir
* üzerine susam serpilir
* şekilde görüldüğü gibi kesilen sosisler, yine şekilde görüldüğü gibi kürdanla birleştirilip fırında 180 derece de yaklaşık 20 dk pişirilir

25 Ocak 2013 Cuma

salata sandal



merhabalar,

dün epey dertli bir şekilde üretmekten vazgeçen canım anadolu insanından bahsetmiştim...sanal dünyanın sosyal ortamında karşılaşıp sevdiğim blog yazar arkadaşım caferengigül ün yorumu bana egede de durumun benzer olduğunu anlatıyor...

her şeyin en güzeli ve en doğalını yetiştirebileceğimiz bir coğrafya, iklime sahipken neden diye merak ediyorum...

genelde tarifini verdiğim ürünlerin sağlığımıza olan katkılarını da paylaşıyorum ...
bugünkü konumuz: salatalık.....:)))

faydaları:
* idrar söktürücü ve kanı temizleyicidir
* bağırsakları yumuşatır ve kabızlığı giderir
* basura iyi gelir
* harareti keser
* sinirleri yatıştırır
* yorgunluğu giderir
* romatizma ağrılarını hafifletir
* uykusuzluğa iyi gelir
* kolesterolü düşüren salatalık kalp ve damar hastalıklarına vücudu korur
* vücudun enfeksiyonlara karşı direncini arttırır
* böbrek hastalıkları ile bağırsak iltihabı ve gut hastalığında faydalıdır
* ter bezlerinin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur


gelelim tarifimize:

aslında görünen köy klavuz istemez derler...:)))...
ben yine de dilimin döndüğünce anlatayım....
* salatalıklarımızı güzelce yıkadıktan sonra, yaklaşık 3 cm'lik halkalar halinde keselim
* içlerini bıçak veya oyacak yardımı ile kabak oyar gibi oyalım
* içerisine nane ile çırptığım yoğurdu ekledim, siz dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz
* üzerine de dereotu dalları....harika bir atıştırmalık oldu



24 Ocak 2013 Perşembe

Ankara'da Sosyete Pazarı.....

merhabalar,

sevgili arkadaşım caferengigül yerfıstığından harika kurabiyeler yapmış....yorum yapmak için yazmaya başladığımda baktım ki pek dertliyim...:)))....sizlerle de paylaşayım istedim...içimden gelenleri yazmaya çalıştım....mutfağımızda korkmadan, çekinmeden ,cesurca bütün yöresel lezzetlerimizi kullanmalıyız....biz kullanmazsak yavaş yavaş üretimi de, sevdiğimiz şeylerde kaybolacak....

kentleşmenin negatif etkisinden kaçan pek çok arkadaşım organik ve el yapımı ürünlere yönelirken; kasaba ve köylerimizde de tam tersi herşey hazır alınmaya başlamış...

önceki yazılarımda da bahsettim...ben Akdeniz'in incisi küçük bir kasabada büyüdüm....çok şanslıydım....bahçeli bir ev, toprak bir yol, oyun oynayabildiğimiz bir sokağımız, saklambaç oynarken saklandığımız ağaçlar vardı...rahatça bisiklete binebiliyor, bahçedeki ağaçlardan meyve toplayabiliyorduk...şimdi düşününce bir masalın içindeymişim gibi geliyor...

annem ne kadar çok ev işi olsa da, (çamaşır, bulaşık, yemek...) bahçeye mutlaka bir şeyler ekerdi....soğan, biber, kabak,....en büyük alana da (en fazla 1 dönüm kadardı)  kışın bakla yazın yer fıstığı ekerdi....yazın fıstık toplama zamanı anneme kardeşimle yardım ederdik....sabırla topraktan çekilen yerfıstıkları ayıklanır, gün sonunda hepsi yıkanır ve dama serilirdi....söylene söylene yapardık ama iyiki de yapmışız...

sonrada tarladan toplanan her şey değerlendirilirdi....salça yapılacaksa, reçel yapılacaksa yapılırdı.....annem bu yaşında hala yapıyor ve bana da gönderiyor...annem değişmedi....:)))

ama değişen şeylerde oldu....Anamur'un çok nemli havası olduğu için kurutmalıklar köyde veya yaylada yapılır...şimdilerde annemden çok duyuyorum, eskiden domates kurusu, tatlı toz biber aldığımız bir teyze vardı köyden, o ölünce kızları yapmaz olmuş, köyde de yapan kalmamış. onla rda hazır alıyormuş, ...onlarda domatesi hale satıp, salçayı bakkaldan alıyorlarmış.....nasıl bir mantık dimi....

en son Anamur'a gittiğim de , tamamen ticari kaygılardan dolayı insanların sadece muz serası yaptığını gördüm...artık kimse yerfıstığı ekmekle uğraşmıyor...:(((...ciddi bir değişim var...

bu değişimde kaybetmek istemediklerim neler mi: el yapımı erişteler, kuruluklar, salçalar, reçeller, marmelatlar, ülkeme ve yörelere özel baharatlar, zeytinyağları......bunların pek çoğunu Ankara'da Ümitköy'deki Sosyete Pazarı'nda aldığım bir tezgah var....başta yediğim en lezzetli  "lahana sarması" ile dikkatimi çekti...sonra diğer ürünlerini denemeye başladığımda, tamamen damağıma ve mantığıma uygun ürünler buldum....emekli tarih öğretmeni bir bayanın organik olarak üretip, satmaya başladığı serüven buraya kadar gelmiş,,, annemden bir parça buldum ....kızı da işletme mezunu ve annesinin yanında tamamen anneye destek...çok hoşuma giden bu tezgahı mutlaka ama mutlaka Ankara'da yaşayanların uğraması gerek diye düşünüyorum...



Ümitköy'de İstanbul Sosyete Pazarı ...Çarşamba, Cumartesi, Pazar günleri kuruluyor



en son gezdiğim haftalarda Amasya yöresinden gelen tamamen doğal bir tezgah daha keşfettim...evden yanınızda cam kavanoz götürün, sabah kahvaltıları için üzüm şırası ile yapılmış fındık ezmesinden mutlaka alın derim....


23 Ocak 2013 Çarşamba

portakallı kek


merhaba,

öncelikle bugün
dualarınızın kabul,
kandilinizin mübarek olmasını dilerim...



epey uzun bir süredir yazma ve tarif paylaşmaya ara vermiştim.....hep onu söylüyorum aslında evde ocak kaynamaya devam ediyor...Anamur'dan kolilerim gelmeye devam ediyor...portakallar ve muzlarla değişik denemeler yapıyorum....görüntüsünü beğendiğim için sizlerle paylaşmak istedim...

daha önceki yazılarımda, tariflerimde geçen malzemelerin sağlığımıza yararları ile ilgili bilgiler paylaşmıştım....hayatta her şeyde olduğu gibi bu tarz sağlıklı besinlerin bile;  fazlasının veya bazı ilaçlarla aynı anda tüketiminin ZARAR olduğunu sizlerle paylaşmak istedim.....

son günlerde beni şaşırtan 2 haberden

1- antibiyotikle portakal suyunu aynı anda tüketmeyin. greyfurtun antibiyotikle aynı anda alınmaması gerektiğini biliyordum ama portakal suyunu bilmiyordum....biz de hasta olunca daha fazla portakal suyu içeriz....en son grip olduğumda doktor benzer şeyi söyleyince şaşırmıştım....portakal suyunu hastalanınca içmeyin...demek ki hastalanmamak için içmeliyiz....

2- ikinci haber de antioksidan olarak sevip tükettiğimiz, brokoliden, ısırgana ....pek çok ürünün fazla tüketimi de kanser nedeniymiş....demek ki neymiş sağlıklı da olsa ölçüyü kaçırmamak şartmış....

 daha önce paylaştığım portakallı kek hamurumu hazırlayıp, kek kalıbına dökmeden önce portakal dilimlerini kalıba yerleştirdim...

17 Aralık 2012 Pazartesi

zeytinli, peynirli ekmek

merhabalar,

sabah bir hız resimleri yükledimki tarifi ve hislerimi sizlerle paylaşayım  diye...amma velakin araya işler girdiği için tarif akşama resimler tek başına kaldı....ama velakin bu arada resimler den anlatmak istediğimi anlayan 2 arkadaşım yorum bırakmış...çok teşekkür ediyorum kendilerine...

haftasonu kahvaltısı çalışan annelerin kendilerini ve ev halkını ödüllendirdiği bir öğün oluyor....ben de hafta sonuna girerken aslında ne yaparım bilemedim ...baktım unum, yumurtam, zeytin ezmem var...ne duruyorum dedim...:)))...zeytinli peynirli hamur yaptım...üzeri bol susamlı....Anamur'dan gelen canım susamlar, aslında bizim oranın tabiri ile küncülerle enfes bir ekmek oldu.....




malzeme:
* 1/2 paket yaş maya
* 1 yumurta
* 1 bardak ılık süt
* 1 çay bardağı yağ
* 1 yemek kaşığı şeker
* 1 tatlı kaşığı tuz
* 4-5 bardak un
* 1 türk kahvesi fincanı susam




yapılışı:
 * un derin bir kaba konup , ortasına bir çukur açılır
* süt ılıtılır ve maya ile karıştırılıp unun ortasına dökülür
* bütün malzeme (yumurta, yağ, şeker, tuz....) ilave edilip, üstü unla ince bir tabaka  kapatılıp , un çatlamış bir görüntü alıncaya kadar bekletilir...çatlak görüntü yoğurmaya hazır demektir
* gerektikçe süt veya un ilave edilerek hamur yoğrulur, dinlendirilir
* hamurumu açıp önce biraz zeytin sürüp katladım, açıktan kalan kısmına beyaz peynir ekleyip ekmek şeklini verdim...isteyen dilediği harçla yapabilir
* üzerine birazcıcık pekmez sürüp bol bol susamımı serpip, 180 derece fırında yaklasık 40 dk pişirdim...

6 Aralık 2012 Perşembe

krep pasta



merhabalar,

geçtiğimiz hafta misafirlerime hazırladığım krep pastamın tarifini paylaşmak istiyorum....hafif olduğu için sevildiğini düşünüyorum...

az malzeme ve fırınsız yapılabilen kolay bir tarif...yani bir kadın pasta yapmak isterse, yağ, un, yumurta ve biraz da kakaolu bir sos yeter......krep hepimizin tatlı veya tuzlu içerikle severek yediği bir tariftir...çoğumuzun bunu kolaylıkla yaptığına da eminim...benimkisi eğer yeni başlayan ve öğrenmek isteyen varsa diye bol bol resimle paylaşıyorum....bu havaların soğumaya başladığı günlerde çayınızın yanına tatlı bir sefa olsun....)))




krep malzemesi:
* 2 yumurta
* 1 çay bardağı sıvı yağ ( hamurun içerisine yağ eklediğim için her seferinde tavayı yağlamak gerekmiyor)
* 2 bardak süt
* boza kıvamına gelene dek un...
* tuz veya seker eklemem ki istediğim harçla kullanabileyim...zaten tatlı bir sosu olacağı için ekstra şeker eklemedim sade krep yaptım

yapılışı:
* önce yumurta, yağ ve sütü mikserimin krema çırpma aparatı ile iyice çırpıyorum

* içerisine yavaş yavaş boza kıvamı elde edene dek un ekliyorum

* teflon tavayı iyice ısıtıp, krep hamurumu tavaya, tava ocağın üstünde değil de elimde havaya kaldırdığımda döküyorum
* tavanın üzerinde istediğim ince daireyi elde edince ocağın üzerine orta ateşe koyup pişmesini beklenir, başından ayrılmamanız gerekir
* spatula ile ters yüz edip 2 tarafının da pişmesi sağlanır

 sos:
hazır çukulata sosu koyu kıvamlı, yani az sütle pişirilip her kata sürülür
arasına damla çikolata veya sevdiğiniz şeylerle süsleyebilirsiniz





4 Aralık 2012 Salı

aşure-2012


Bir hadiste şöyle buyurulur: 

"Her kim aşura gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(et-Tergîb ve'l-Terhİb 2/116)


 
bu sene internette aşure ile ilgili daha çok bilgi okudum ....aşağıda yaptığım alıntıda bu sene okuduğum bir yazıdan....
aşure günü , geçmiş bütün peygamberlerce farklı bir gün olarak kabûl edilmiş, birçok hayırlı ve hattâ hüzünlü hâdiseler bu Muharrem ayının onuncu günü içinde gerçekleşmiştir.

Kaynaklarda geçtiğine göre ise bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunduğu içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:

1. Allah Hz. Musa'ya (a.s.) aşura gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.

2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağı'nın üzerine aşure gününde demirlemiştir.

3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından aşure günü kurtulmuştur.

4. Hz. Âdem'in (a.s.) tövbesi aşura günü kabul edilmiştir.

5. Hz. Yusuf (as) kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan aşura günü çıkarılmıştır.

6. Hz. İsa (as) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.

7. Hz. Davud'un (a.s) tevbesi o gün kabul edilmiştir.

8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail (as) doğmuştur.

9. Hz. Yakub'un (a.s.) oğlu Hz.Yusuf (as)'ın hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.

10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur. (bk. Diyarbekri, Tarihu'l-hamis, 1/360; Sahih-i Müslim Şerhi 6/140)

Bütün İslâm ülkelerinde 10 Muharrem’de çeşitli tahılların bir araya getirilerek yapıldığı aşure tatlısı yapılır, bu tarihi hadiselerin hatırlanması ile sevinçli ve neş’eli günler yaşanır, eşe dosta aşure ikram edilir. 

Aslında böyle bir tatlı İslami bakımdan emir değildir.. ne yapana yapma denir, ne yapmayana yap... Anlayış ve âdet mes’elesi...

Nûh Aleyhisselâm’ın gemisinden karaya çıktığı günü, geride kalan çeşitli tahılları bir araya getirip de pişirdiği şükür tatlısının hatırlanması mânasında yapılan aşureler, herhalde gönüllerde bir canlanma, çoraklaşan maddî hayatımızda bir tebessüme imkân vermektedir. Kendi gibi, mânası da tatlıdır.

Hz. Peygamber (asv) Medîne`ye geldiği zaman Yahudilerin aşûre günü oruç tuttuklarını gördü ve bunun ne orucu olduğunu sordu; cevap olarak şöyle dediler:

"Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğulları`nı Firavun`un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa (a.s.) Allah`a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de tutarız dediler. Hz. Peygamber; "Biz Musa`nın sünnetine sizden daha yakınız." dedi ve o gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu. (Buhârî, Savm, 69; Tecrîd-i Sarih, VI, 308, 309)



AŞURE daha önce pişirdiğim tarifimle aynı ...geçen sefer tarifimde resimlerin az olduğunu düşünmüştüm ....
o nedenle bu sene bol bol resimledim ....
ama lezzet için bu kadar resminde yeterli olduğunu sanmıyorum...
yapan arkadaşlarımın niyetini ALLAH kabul etsin
sevenlere de afiyet olsun...







16 Kasım 2012 Cuma

işkembe kokoreçi

 


merhabalar,

uzun süreden bir aradan sonra yeni bir tarifle gelmek istedim.....tarif vermediğim süre içinde "yemek yapmıyor musun?" diye soran arkadaşlarım oluyor...:)))

 tabiki de yapıyorum...amma velakin öncesinde tarif verdiğim yemekler olunca yeniden vermiyorum....şaka bir yana 300 tarifim olmuş....tabi bu demek değil ki yeni şeyler denemiyorum...yeni bir tarif olunca hemen aşağıdaki gibi resimleyip sizlerle paylaşıyorum....

 


yeni tarif derken bu o kadar değişik bir tarif ki kimler tahmin edecek bakalım....bu yemeği annem uydurdu diyebilirim....aslında aklın yolu birdir belki yapan başka anadolu kadını vardır...:))...en azından ben şimdiye kadar annemden başkasının yaptığını görmedim.....

şimdi tahinlerinizi bekliyorum?


siz siz....istatistiklerden görüyorum 20 kişi bakmış....hadi sadece fikri olan yokmu arkadaşlar...???
biraz ip ucu vereyim......et türevi, soğan, biber ve toz biberle kokoreçi andırdı tadı....

 peki...söylüyorum.....işkembe...

özellikle bu tarifi sakatat sevenlerin bayılacağını düşünüyorum..."işkembe kokoreç" mi desem "işkembe tantuni" mi bilemedim....pişme aşamasında domates olmadığı için kokoreç daha uygun oldu....

.

işkembe kokoreçi

temizlenen işkembe, kıyma makinesinin iri kısmı ile  kıyma haline getirilir
azıcık tuz ve limonlu su ile önce 15 dk kaynatılan işkembenin suyu süzülür
kendi suyunu çekip kavrulma aşamasına gelince sıvı yağ eklenir
ince ince doğranan soğan ve yeşil biberle biraz daha kavrulur
en son tatlı kırmızı toz biber, karabiber ,kimyon ve tuzuda sevdiğiniz ölçülerde atıp 
yanında bol domatesle tavsiye ederim....


31 Ekim 2012 Çarşamba

ANAMUR da bayram ve kışlık domatesler

 merhabalar,

umarım herkesin bayramı güzel ve sevdikleri ile geçmiştir....ben de bu yaz Anamur'a gidememiştim....annem yıllık kontrolu için Ankara'ya yanıma geldi ve bende bayramı fırsat bilip, annemle Anamur'a gittim...

gitmeden meteorolojinin sayfasına iyi ki bakmışım...ilk 2 gün hava sıcaklığı 30 derece gösteriyordu...belki denize girerim dedim ve mayomuda aldım....iyiki de almışım ....harika bir deniz ve yazdan kalma 2 gün vardı...


tabi Anamur'a gidip kışlık domatesleri yapmadan olmaz.....10 kavanoz annemle biberli hazırladım.....
domateslerin kabuğunu soyup, küp küp doğradım....
yeşil köy biberlerini de doğrayıp domateslerle birlikte kaynattım...
annem domatesleri doğrayıp çiğden kavanozlara koyup, sonra bir taşım kaynayan suyun içinde kaynatıyor....annem bu şekilde kokusunu ve tazeliğini daha koruduğunu söylüyor....



sonra 2 günde babaannemde kalıp onun gönlünü alayım dedim...babaannemle de boş durmadık 20 kavanoz da orda hazırladık....:)))...
bu benim ismini taşıdığım, göz nurumuz babaannem....görmüş geçirmiş eski Anadolu kadını....


 
 biz domatesleri yıkayıp, rendeledikten sonra; kaynatıp kavanozlara doldurup ters çeviriyorum


ters çevirdiğim şekilde yerinde kıpırdatmadan soğumasını bekliyorum , en az 12 saat...sonra düz çevirip afiyetle kışa saklıyorum....sadece menemen için değil, bütün domates ve salça eklediğim yemekler için harika bir kışlık hazırlık....



bu civciv de kardeşimin küçük kızı...hala olmanın tadını 2.kez onunla yaşadım ve kız yiğen olması nedeniyle çok tatlı....çok hareketli MAŞALLAH.....elleri ayrı ayakları ayrı oynuyor....sanırım halasına çekecek bu konuda...kapı kıpırdısı yetecek gibi....:)))))


bu küçük beyde halasının ilk göz ağrısı.....ikisini de şimdiden özledim...




9 Ekim 2012 Salı

muhallebili pembe kek



merhabalar,

kışın habercisi sonbaharı hissetmeye başladığımız bu günlerde, evlerde sıcacık tarifler, mis kokularla mutfakta daha çok zaman geçirmeye yeniden başladık....

aslında her mevsim nasılda güzel...her şey sıralı....geçişler bile yumuşak ...yazdan kışa ani bir geçişi düşünsenize....bu şekilde düşününce sonbahar bile, bize kışa hazırlanmak için bir geçiş dönemi....melankolik bir tarzım yoktur aslında...Mayıs doğumlu olduğum içinde yaz mevsimini çok sevdiğimi düşünürüm....sanırım en az anlaştığım mevsim kış...:)))) onda da akdenizli olmanın , akdeniz ikliminin etkisi çok tabi....

bu kadar havadan sudan konuşmak yeter dimi....asıl amacım sizlere sıcacık bir kek+muhallebi tarifi vermek ....okul veya piknik için, porsiyonlu tarifler yapmak daha hoşuma gidiyor...sunumu  şık ve kolay oluyor çünkü......





malzeme:
* 3 yumurta
* 1 su bardağı şeker
* 1 su bardağı süt
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 3 su bardağı un
* kabartma tozu ve vanilya
* çay kaşığının 1/ 5 oranında belki daha da az gıda boyası


yapılışı:
* şeker ve yumurta çırpılır
* süt ve yağ eklenip çırpmaya devam edilir
* kabartma tozu, vanilya ve boyayı unun üzerinde koyup 5-6 dk daha çırpılıp çırpma işlemi tamamlanır.
*dikdörtgen
* kekin güzel kabarması için kabartma tozunu sıvı harca değil, unu eklediğinizde unun üzerinden kuru malzeme ile birlikte karıştırmalısınız...benden küçük bir öneri.. aslında kekin güzel olması ile ilgili verdiğim tüyolar bir TIK ötede...
* 180 derecede yaklaşık 40 dk pişirilir




sunum yapacağımız  kapların ölçüsünde keklerimizi kesilir


kaplara yerleştirilen keklerimizin üzerine
pişirilen muhallebi azar azar eklenir


keklerin fırın kabında kalan kısmını mikserleyip üzerini süslemek için kullandım...